
Nurullah KAĞIT
Başkan
İslâm Medeniyetinin eğitim kurumları olan medreseler, Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan ve oğlu Melikşâh’a uzun yıllar vezirlik yapmış olan Nizâmü’l-Mülk’ün ilk olarak h. 459 yılında Bağdat’ta Dicle kenarında inşâ ettirdiği ve sonrasında Belh, Nişabur, Herat, Isfahan, Basra gibi önemli ilim merkezlerinde tesis edilen ve adına nispetle anılan Nizâmiye Medreseleri ile devlet eliyle geliştirilmiş, teşkilat yapısı ve müfredatları ayrıntılarına kadar tespit edilmiş ve tüm ihtiyaçları devlet ve vakiflar tarafından karşılanmaya başlanmıştı. Fâtih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi, Sahn-ı semân medreselerinin teşkîli, medreselerin mertebelere ayrılması ve Kânûnî Sultan Süleymân’ın inşâ etirdiği Süleymâniye medreseleri ile zirve dönemlerini yaşayan medreseler, umûmî muhtevalı olanlarının yanında Dâru’l-hadîs, Dâru’l-kurrâ, Dâru’t-tıb gibi husûsî ve meslekî bölümleriyle Müslümanların her türlü eğitimlerini tekeffül etmişti. Osmanlı döneminde târîhî süreç içerisinde zayıfladığı iddia edilen, ıslâhât çabalarıyla ihyâ edilmeye çalışılan medreseler 1913 yılında yürürlüğe giren nizâmnâme ile Dâru’l-hilâfeti’l-‘aliyye Medreseleri adı altında 12 yıllık ve her biri dörder yıl olmak üzere 3 dönemlik bir programla aslında mektep tarzlı yeni bir yapıya kavuşturulmaya çalışılmıştı.
Tanzimat döneminde medreselere alternatif olarak yaygınlık kazanan Batı tarzı mektebler sadra şifâ olmadı. Medreseler en zayıf oldukları dönemlerde Mustafa Sabri Efendi ve Zâhid el-Kevserî gibi dâhileri yetiştirdi. Zira “kalp”, içinde olanı “kalıb” a aksettirdiği gibi “kalıp” da “kalb” in dürüst bir şâhididir. “Müsemmâ”, “ism”i ayakta tutan şeyse, “İsim” de çoğu zaman “müsemmâ” ya dair fikir verir. Dil ile birlikte kavramlarımızın da kısırlaştırıldığı, mana fakirliğine maruz bırakılmaya başlandığı bir döneme tekâbül eden bu süreçte “Yazı yazılan yer (mekteb)” ile “Ders görülen yer (medrese)” rakip kurumlar gibi ça(tıştırı)lışmış, fakat ümmetin sorunları çözülmemişti.
Miftâh İslâmî İlimler Eğitim ve Araştırma Merkezi, günümüzde “Ulûm-i âliye/علوم آلية” (Âlet ilimleri) ve “Ulûm-i ‘âliye/علوم عالية” (Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi yüksek ilimler) noktasında varlığını sürdürmeye çalışan medresenin, güncel ihtiyaçlar çerçevesinde akademik ihtiyaçlar da göz önünde bulundurularak güncellenmesi ve beklenen gençliğin kendi medeniyet kodlarımıza uygun bir eğitim sistemi ile yetiştirilmesi gâyesini taşır.
و من الله التوفيق
“Muvaffâkiyet Allah’tandır.”